MİSAFİR KALEM- ŞAİR İbrahim YAVUZ







HAYATI

Trabzon / Of doğumluyum. (05 / 05 / 1955) . Bir kamu kuruluğundan emekliyim. Şiir de kalıp olarak genelde hece ölçeğini kullanıyorsam da, serbest ve aruz vezni ile yazılmış şiirlerim de vardır.
Şiirlerimde sosyal ve ekonomik kirlenmişliğin yanı sıra hemen hemen her konuyu işlemeye çalıştım. MESAM üyesiyim. Bekarım ve halen İstanbul - Esenlerde da ikamet etmekteyim.




ŞİİRLERİ:

İBRAHİM YAVUZ

 


Deniz Üstüne

Yüreğimde köpük köpük dalgalar
Çırpınıp duruyor deniz üstüne
Masmavi sularda yüzen halkalar
Beni çağırıyor deniz üstüne

Bana deniz deme aklım duruyor
Kafam bin bir çeşit hayal kuruyor
Martılar nerdesin nerdesin diyor
Beni çağırıyor deniz üstüne

Bak nasıl parlıyor mehtabın yüzü
Sahile inmezsek affetmez bizi
Sanki el ediyor bir deniz kızı
Beni çağırıyor deniz üstüne

Hangi dağa baksam sararmış solmuş
Sus demeyin bana dolmuşum dolmuş
Duygularım birer yelkenli olmuş
Beni çağırıyor deniz üstüne

Şimdi çöle dönmüş ovalarımda
Seni diliyorum dualarımda
Yosun kokusu var rüyalarımda
Beni çağırıyor deniz üstüne

Uzaklarda kalmış kasabam ilim
Yıllardır yüzünü görmüş değilim
Mavi gözleriyle nazlı sevgilim
Beni çağırıyor deniz üstüne

İbrahim Yavuz


Bayram Değil Mi Kara gözlüm yine astın yüzünü Gülmüyorsun bu gün bayram değil mi Söz vermiştin unuttun mu sözünü Gelmiyorsun bugün bayram değil mi Senin aşkın derde saldı başımı İnsan mıyım yoksa sabır taşımı Hasretinden sele dönen yaşımı Silmiyorsun bugün bayram değil mi Eller gibi gelip geçme buradan Dargınlığı kaldıralım aradan Kullarına sevin dedi yaradan Bilmiyorsun bugün bayram değil mi Beni mecnun edip düşürdün dile Yetmez mi insafsız çektiğim çile Unuttun mu beni bir selam bile Vermiyorsun bugün bayram değil mi Yazım güze döndü güzüm de kışa Hep içime attım vurmadım dışa Bir an olsun benim ile baş başa Kalmıyorsun bugün bayram değil mi Yollarında heder ettim ömrümü Yarınım yok görmüyorum önümü Bir çift söz edip de garip gönlümü Almıyorsun bugün bayram değil mi
İbrahim Yavuz


Şehir Köye Benzemiyi Bende şu gurbete geldim geleli Dertten kurtulmuyor çileli başım Ne namerdi belli ne merdi belli Şehir köye benzemiyi kardaşım Işığı parası birde süsü var Bilmem buraların başka nesi var Ne ırmak ne horoz ne kuş sesi var Şehir köye benzemiyi kardaşım Nerde o bahçeler nerde o bağlar Yüzümüz gülse de gönlümüz ağlar Her ne yana baksam beton duvarlar Şehir köye benzemiyi kardaşım Baharda meyveler çiçek acardı Kelebekler daldan dala uçardı Üstümüzden göçmen kuşlar geçerdi Şehir köye benzemiyi kardaşım Mesleğim çıraklık lakabım dağlı Yol bilmem iz bilmem gözlerim bağlı Bütün yemekleri margarin yağlı Şehir köye benzemiyi kardaşım Kış da kıyamette kaldım durakta Ağla anam ağla halime bak da Şimdi yatıyorum sünger yatakta Şehir köye benzemiyi kardaşım Burda süte bile su katıyorlar Kızlar erkeklere söz atıyorlar İnsanın gözünü boyatıyorlar Şehir köye benzemiyi kardaşım Kimi parası var hava atıyor Kimi sokaklarda simit satıyor Herkes on ikiden önce yatıyor Şehir köye benzemiyi kardaşım Keşke çoban olsam köyde koyuna Kandırdılar beni geldim oyuna Para ödüyoruz içme suyuna Şehir köye benzemiyi kardaşım Anladım ki burda yok benim yerim Kömür dumanından yandı ciğerim Çok sürmez yakında köye dönerim Şehir köye benzemiyi kardaşım
İbrahim Yavuz


Hatice Nine Bence onun hiç kimse dolduramaz yerini Bütün köyün gönlünü aldı Hatice nine Kör olsun zalim gurbet aldı sevdiklerini Evinde tek başına kaldı Hatice nine Elinde bastonuyla onu yolda görünce Yaşlı gönül teline dokundum ince ince Birde ona babamın ismini söyleyince Benim kim olduğumu bildi Hatice nine Ey bu köyün en güzel en çalışkan gelini Zaman hiç acımadan büktü ince belini Eğilim öpmek için o mübarek elini Berhudar ol diyerek güldü Hatice Neler gördü geçirdi şöyle bir hayal kurun O kıtlık yıllarını siz birde ona sorun Yedi çocuk büyüttü yirmiye yakın torun Her birini bir yana saldı Hatice nine Bundan seneler önce rahmetli olmuş dede Yaşamak güzel dedi yaş doksana gelsene Odanın köşesinde küçük bir iskemlede Oturup namazını kıldı Hatice nine Kiremitleri kırık bu eski ahşap evi ısıtmıyor diyordu çalıların alevi Ona yardımcı olmak hepimizin görevi Senin derdin bağrımı deldi Hatice nine Yıllar ne çabuk geçti bir su gibi akarak Bazen mutluluk verip bazen yürek yakarak Duvardaki örümcek ağlarına bakarak Derin düşüncelere daldı Hatice nine Ölmeden ocağımı terk etmem diye diye Koskoca bir ömürden ne kaldı ki geriye Gelen komşular değil bağırma kim o diye Ecel geldi kapıyı çaldı Hatice nine Dışarıda hava soğuk her taraf beyaz kardı Onu bir akşam vakti derin bir uyku sardı Üzerinde ne para ne de kul hakkı vardı Nasıl doğduysa öyle öldü Hatice nine
İbrahim Yavuz


Geceleri Yakıyorum Yıllarca hep hayal kurdum Nasıl aydınlanır yurdum Mısraları tutuşturdum Heceleri yakıyorum Gönül bir yaralı kuştu Aşkınla yanıp tutuştu Kalemime ateş düştü Niceleri yakıyorum Yalnızlığın beşiğiyim Güzelliğin aşığıyım Küçük bir mum ışığıyım Cüceleri yakıyorum Yetersiz kaldı yasalar Haramla doldu kasalar Duysun bütün yarasalar Bacaları yakıyorum Dilim berrak sudur benim Tek maksadım budur benim Düşmanım uykudur benim Geceleri yakıyorum
İbrahim Yavuz


Yalanını Seveyim Bırak nağme yapmayı boş sözlere karnım tok Açıkça söyle bana senin için ben neyim Biliyorum kalbinde zerre kadar yerim yok Seni seviyorum de, yalanını seveyim Bak ben bu konularda acemi sayılırım Belki kendime gelir uykudan ayılırım Hikayeyi severim masala bayılırım Seni seviyorum de, yalanını seveyim Hazır fırsat düşmüşken sende gönlünü eyle Üç gün beş gün bir hafta şimdi ki aşklar böyle Yalandan kim ölmüş ki söyle güzelim söyle Seni seviyorum de, yalanını seveyim Aşklarda sevgilerde kirlendi gitti hızla Haydi ne duruyorsun gel sende beni nazla Arabandan daha çok katından daha fazla Seni seviyorum de, yalanını seveyim Bir bakış bir gülüşe bazen bir söze kandım Korkma zoruma gitmez ben nelere dayandım Uyuturum zannetme şimdi bende uyandım Seni seviyorum de, yalanını seveyim En keskin acılara gülebilecek kadar Seninle fizana dek gelebilecek kadar Uğrunda göz kırpmadan ölebilecek kadar Seni seviyorum de, yalanını seveyim Coşkun ırmaklar gibi dolu dizgin akarak Geri dönüş yok deyip gemileri yakarak Yüreğin yetiyorsa gözlerime bakarak Seni seviyorum de, yalanını seveyim İnsan sevdim diyemez aşk kapıyı çalmazsa Aynı hataya düşer hayattan ders almazsa Biliyorum sevgin yok ne olur hiç olmazsa Seni seviyorum de, yalanını seveyim
İbrahim Yavuz


Zam Geldi Ey ahali kulak verin sözüme Şekere kaymağa tuza zam geldi Aman güzel baygın bakma gözüme İşveye cilveye naza zam geldi İşçi - memur vitrinlere bakmasın Meydanlara çıkıp ateş yakmasın Çiftetelli oynamaya kalkmasın Davula zurnaya saza zam geldi Tilkiyi kümese bekçi koydular Derimize kadar bizi soydular İçimizin yandığını duydular Dağlardaki kara buza zam geldi Ne desem bilmem ki huyludur huylu Soysuza yağ çekip diyemem soylu Kuru toprak yolda gezmesin köylü Ayağından çıkan toza zam geldi Bu gidişle güdük kalır soyumuz Gafillere haram olsun oyumuz Vefakar cefakar bakan beyimiz Bir maymuna kızdı muza zam geldi Gel gör başımıza ne işler açtık Zoru denemedik kolaya kaçtık Hastaya verilen ilaçtan geçtik Ölüye sarılan beze zam geldi Yapanın yaptığı yanına kârsa Dert etme ülkeyi tembellik sarsa Nerde bir vurguncu hortumcu varsa Onlar yedi içti bize zam geldi
İbrahim Yavuz
 
 
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol